Geleneksel gazetecilik, tarihsel olarak olayları “anlatma” ve “gösterme” ekseninde şekillenen, doğrusal ve dolayımlı bir temsil anlayışına dayanmaktadır. Klasik habercilik pratiği, Narmanlıoğlu’nun(2022) altını çizdiği üzere, olayın tespitiyle başlayan, muhabirden editöre uzanan çok aktörlü ve kolektif bir üretim sürecidir. Bu süreç, enformasyonun doğrulanmasından reklam unsurlarının ayıklanmasına kadar katı bir editoryal ve etik denetimi zorunlu kılar; dolayısıyla haber, salt bir bilgi aktarımı değil, toplumsal güven inşa eden normatif bir üründür. Ancak dijital teknolojilerin evrimi, özellikle 2010’lu yılların başından itibaren bu rejimi köklü bir dönüşüme uğratarak, haberciliği “deneyimletme” eksenine taşımaktadır. Literatürde “sürükleyici gazetecilik” (immersive journalism) olarak kavramsallaştırılan bu yeni alan, kullanıcının haber olayına dışarıdan bakan mesafeli bir gözlemci olmaktan çıkıp, olayın dijital olarak inşa edilmiş mekânsal gerçekliği içinde birinci şahıs perspektifiyle konumlandığı bir üretim biçimini ifade etmektedir (De La Peña vd., 2010, s. 292; Gülleb, 2022, s. 201). Literatürde “üç boyutlu gazetecilik”, “sanal gerçeklik gazeteciliği”, “sürükleyici gazetecilik” olarak da adlandırılan immersive gazeteciliğin temelinde sürüklenme/çevrelenme “immersion” ile varlık duygusu/bulunma hissi “presence” kavramları bulunmaktadır. Özkan’a (2020, s. 152) göre, bu teknolojilerin temelinde yatan sürüklenme (immersion) ve bulunma hissi (presence), haber anlatımının ontolojik sınırlarını yeniden belirlemektedir. Aslan’ın (2022, s. 88) da vurguladığı gibi, dijitalleşmenin en belirgin etkinlik alanlarından biri, sürükleyici haber deneyimlerinin de temelini oluşturan dijital iletişimdir. Yazar, sosyal medya, internet haber siteleri ve mobil uygulamalar gibi etkileşimli iletişim kanallarını kapsayan bu alanın, haberin üretim ve tüketim biçimini kökten dönüştürdüğünü belirtmektedir.

Pavlik (2019, s. 15) bu dönüşümü “deneyimsel haber” kavramıyla tartışmakta; sanal gerçeklik (VR) ve 360 derece video gibi araçların haberi salt bilişsel bir enformasyon paketi olmaktan çıkarıp, kullanıcının bedenini, duyularını ve duygulanımsal kapasitesini içine alan bütüncül bir fenomene dönüştürdüğünü vurgulamaktadır. Geleneksel haber anlatısında izleyici, olayı bir muhabirin süzgecinden geçmiş, çerçevelenmiş ve tamamlanmış bir ürün olarak tüketirken; sürükleyici gazetecilikte izleyici, olayın geçtiği sanal mekâna veya kaydedilmiş videoyu deneyimleyerek bilgiyi mekânsal keşif yoluyla bizzat inşa etmektedir. Jones’a (2017, s. 175) göre haber, “okunan” veya “izlenen” bir metin olmaktan çıkıp, “içinde bulunulan” bir ortama dönüşmektedir. Yazar, gazetecilik özü itibarıyla bir “hikâye anlatıcılığı” (storytelling) sanatı iken, sürükleyici teknolojiler bu denklemi bozarak “hikâye yaşama” (storyliving) olarak adlandırılan yeni bir anlatı modunu ortaya çıktığını savunmaktadır.

Özellikle savaş, çatışma ve kriz bölgelerinde çekilen 360 derece videolar, tamamen bilgisayar üretimi olan sanal ortamlardan farklı olarak, fiziksel gerçekliğin fotografik kaydına dayandığı için habercilikte kritik bir eşiği temsil etmektedir. Bu yapımlar, bir yandan haberi üreten gazetecinin epistemolojik tanıklık rolünü ve sahadaki varoluş biçimini dönüştürürken, diğer yandan deneyimleyen son kullanıcının olayla kurduğu empatik bağı maksimize etmektedir (Erdoğan, 2024, s. 115). Uluslararası medya kuruluşlarının son yıllarda hayata geçirdiği projeler, bu teknolojinin haber anlatısındaki potansiyelini gözler önüne sermektedir. The New York Times‘ın mülteci çocukların yaşamlarını aktardığı “The Displaced (2015) projesi ve sonrasında günlük haber rutinine entegre ettiği “The Daily 360” (2016) serisi, haber tüketiminde mekânsal gerçekliği standartlaştırma adımları olduğu söylenebilir. Benzer şekilde, Birleşmiş Milletler’in Ürdün’deki Zaatari Mülteci Kampı’nı anlatan “Clouds Over Sidra” (2016) belgeseli ile Türkiye’de TRT World’ün Gazze’deki savaşın yıkıcı koşullarını 360 derece ses ve görüntüyle yaşattığı “Daily Struggle in Gazza” (2025) isimli 360o/VR deneyimi, izleyiciyi krizin tam ortasına yerleştirerek uluslararası diplomaside dahi yankı uyandırmaktadır.

Sürükleyici haber anlatıları sektörel düzeyde çoğunlukla “empati makinesi” söylemiyle pazarlanmaktadır ve izleyicinin kendisini savaş, afet ya da göç gibi kriz ortamlarında “orada” hissetmesinin daha güçlü bir ahlaki farkındalık yaratacağı iddia edilmektedir (Çaba, 2018; De La Peña vd., 2010; Gülleb, 2022). Ancak bu teknolojik iyimserliğin ötesinde, sürükleyici habercilik derin etik ikilemleri beraberinde getirmektedir. İzleyicinin tehlikeli veya travmatik bir ortamı deneyimlerken aslında gerçek bir fiziksel risk altında olmaması, tanıklığı bir tür adrenalin turizmine dönüştürme riski taşımaktadır. Nash’in (2018, s. 121)vurguladığı gibi, gerçek mağdurların acısının seyirlik bir deneyim olarak tüketilme tehlikesi, habercilikte “uygunsuz mesafe” (improper distance) sorununu doğurmaktadır. Dahası, VR donanımlarının kullanıcının bakış hareketleri, kalp atım hızı ve deri hassasiyeti gibi son derece hassas biyometrik verileri toplayabilme kapasitesi (Madary ve Metzinger, 2016)yeni nesil bir veri mahremiyeti krizini işaret etmektedir.

Sürükleyici gazetecilik, hakikat arayışını ortadan kaldırmamakta, aksine gazeteciyi yeni etik sorumluluklarla karşı karşıya bırakarak, duygusal yoğunluk ile olgusal bağlam arasında denge kuracak yeni normatif mekanizmalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Bu çalışma, sürükleyici gazeteciliğin vaat ettiği empati ve “orada olma” hissinin ardında yatan küresel etik sorunları tartışmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında hikâye anlatıcılığından hikâye yaşamaya geçişin ontolojik sonuçları, kriz ve savaş bölgelerindeki 360 derece video üretimlerinin yarattığı “uygunsuz mesafe” riskleri, duygusal manipülasyon ve psikolojik bütünlüğe müdahale ile biyo-adaptif medya sistemlerinin tetiklediği veri sömürgeciliği tehlikeleri ele alınmaktadır.

Kitap bölümüne ulaşmak için tıklayınız.

Atıf (APA)

Gülleb, O. (2026). Dijital Çağda Immersive Haberciliğin Etik Sınırları: Empati Makinesi Mi, Uygunsuz Mesafe Mi?. İçinde Kazaz M. (Ed), Gazetecilik ve Medya Çalışmaları Alanında Uluslararası Araştırmalar-VI (s. 1-32). Konya: Eğitim Yayınevi

(Visited 4 times, 1 visits today)